3 Aralık 2012 - 20:30

Uluslararası Hukukçular Birliği Genel Sekreteri Av. Necati Ceylan, yeni çıkartılan kılık kıyafet yönetmeliğini değerlendirirken, “1980 askerî darbesi sonrası MGK, Bakanlar Kurulu iken çıkartılan bir yönetmelikteki yasakçı zihniyetin halen devam ettiğini görmek üzüntü vericidir. Eğer 31 sene sonra yapılan yönetmelikte sadece birkaç fiilî değişiklik yönetmeliğe yansıtılacaksa, o zaman yönetmelik neden değiştirilmiştir?” diye sordu.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- ULUSLARARASI Hukukçular Birliği Genel Sekreteri Avukat Necati Ceylan, kılık kıyafet yönetmeliğinde darbe mahsulü “başı açık” dayatmasının devam ettirildiğini belirterek, “31 sene sonra yapılan yönetmelikte sadece birkaç fiilî değişiklik yönetmeliğe yansıtılacaksa, o zaman yönetmelik neden değiştirilmiştir?” diye sordu.

Avukat Necati Ceylan, yaptığı açıklamada, Millî Eğitim Bakanlığı’na Bağlı Okul Öğrencilerin Kılık Kıyafetlerine Dair Yönetmelikle darbe mahsulü “başı açık” dayatmasının devam ettirildiğini belirtti. Kılık kıyafetin serbest olduğu beyan edilirken, başörtüsünün sadece İmam Hatip Liselerinde serbest olduğunu; ortaokul ve liselerde ise Kur’ân-ı Kerîm dersleri ile sınırlı tutulduğunu kaydeden, Ceylan, “1981 tarihli yönetmelik asker mantığı ile kaşların biçimine kadar kişiye hükmedebileceğini zanneden bir zihniyetinin ürünüdür. 21. Yüzyılda halen bu zihniyet devam ettirilemez. 1980 askerî darbesi sonrası Millî Güvenlik Konseyi, Bakanlar Kurulu iken çıkartılan bir yönetmelikteki yasakçı zihniyetin hâlen devam ettiğini görmek üzüntü vericidir. Eğer 31 sene sonra yapılan yönetmelikte sadece birkaç fiilî değişiklik yönetmeliğe yansıtılacaksa, o zaman yönetmelik neden değiştirilmiştir?” diye sordu.

 “Kıyafet Ayrımcılığı, Uluslararası Hukuka Da Aykırı”

 Ceylan, eğitimde kıyafet ayrımcılığı, iç hukuka olduğu kadar, uluslararası hukuka da aykırı olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti: “Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi, din özgürlüğünü güvence altına almıştır. İnsan Hakları Komitesi, kişinin dinini ve inancını ifade etme hürriyetinin toplum içinde, din ve inancına uygun kıyafet giymeyi de kapsadığını kabul etmiştir. Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Kaldırılması Komitesi (CEDAW), 2010 yılı Nihai Yorumlarında yükseköğretim ya da yükseköğretim öncesi olarak ayırmaksızın eğitim, istihdam, sağlık, siyasi hayat ve kamu hayatı alanında başörtüsü takılmasına ilişkin yasağın ayrımcı sonuçlarını ortadan kaldırmak için Türkiye’den önlem alınmasını istemiştir. Uluslar arası hukukun temel ilkelerinden biri ahde vefadır. Söz konusu ilke gereği uluslar arası hukukun öznesi olan devletler, imzaladıkları sözleşmelere uygun hareket etme taahhüdünde bulunmaktadır. Türkiye uluslararası sözleşmelerin gereğini yerine getirmeyecekse, başörtülü öğrencilere üvey evlât muamelesi yapılacaksa, neden sözleşmeler imzalanmıştır? Bu noktada Uluslararası Hukukçular Birliği olarak, temel hak ve hürriyetlerin ihlal eden, uluslararası hukuka aykırı olan yönetmeliğin derhal kaldırılmasını ve kılık kıyafet serbestîsinin şartsız gerçekleşmesini talep ediyoruz.”